Kocaeli-Afyon-Erzurum-Tunceli-Bursa
Kocaeli depremine kadar.

İGSAŞ ilkokulunda 4. sınıfa kadar okuyabildim. Resimde gördüğünüz öğretmenim Abdulkadir, soy ismini hatırlayamıyorum. Benimle güzel bir bağı vardı ilgi gösterirdi bana. En güzel zamanlarımdı hele ki şimdiki memnuniyetsizliğimin içerisinden bakınca… Körfezde Körfez pisti yakınlarında bir mahallede tren yolunun hemen bir iki sokak üstünde sokak köşesinde 3 katlı alt katı dükkan olan bir binada 2.katta oturuyorduk. Bu bina halen aynı hali ile aynı yerinde durmakta Elhamdülillah Allah nasip etti yaşıyoruz. 96-99 yılları idi bahsettiğim yıllar ve sokakların en dolu olduğu oyunların bolca oynandığı saklambaç, yakalambaç ve kulaktan kulağa gibi birbirinden eğlenceli oyunlardı.
Beni anaokuluna gönderdiler ben beceremedim bir türlü ısınamadım annemi özleyip huzursuzlanır, arkadaş edinmek istemezdim ve kaçıyordum eve yürüyerek geliyordum onca yolu, eee giderken ezberliyordum yolu tabi. 1. sınıfa alışınca artık dışarı çocuğu olmuştum annem ekmek arası peynir zeytin domates yapar ben günümü sokakta geçirirdim okul sonrasında. Ateri vardı, eğer eve gelirsek ateri de mario, ördek avı böyle silahla güya nişan alıp ateş ediyorduk yada iki boyutlu yarış oyunu oynardık. Kasetlerimiz olurdu farklı oyunlar olurdu birbirimizle değişirdik. Bisiklet aldığında babam 7-8 yaşında idim sanırım, kız bisikleti almış gelmiş bende ortası düz bisikletlerden istiyordum halbuki kendi kafasında göre rengi de kız rengiydi… Neyse alıştık bir kaç süs aldım jantlarına bayırdan aşağı bir salardık… Sonradan teneke kola kutusunu topuğumuzla ezer arka tekerin üst tarafına bisikletin gövdesiyle arasına sıkıştırırdık ondan çıkan sesten zevk alırdık neden, motor sesi zannederdik ne garip işler şimdi yok öyle kafalar… Bu arada yukarıdaki fotoda kafam yamuk duruyormuştu ablam makineden bakarak deyince hocam sağ olsun düzeltiyordu… Hala foto çekinmekten acı çekiyorum, ben görmezken çek işte bana kameraya bak deme…
Deprem sonrası Afyonkarahisar’da
Afyona ilk geldiğimizde depremden 1 hafta kadar sonra idi çünkü deprem olduğu gece dışarda yattık sonra ilim tepeye çıktık ve orada kaldık diye hatırlıyorum. Kamyonlar gelirdi kumanya süt arada sıcak yemek çorba olurdu böyle 1 hafta geçmiştir. Beni kasabaya bıraktılar afyona gelince sonra bizimkiler kız kardeşimde dahil geri gittiler… Üzüldüğümü hatırlıyorum beni neden bırakıp gittiler diye epey üzüldüm. Neyse sonra Afyonda kirada bir eve geçtik Kocaeli’nde de kirada idik bu arada sobalıydı evimiz hatta. Elhamdülillah çok severim sobalı evleri halen, az ile yetinmek bir şekilde işlendi içimize. Kaloriferli eve ben ortaokulda iken geçmişizdir öyle hatırlıyorum gerçi onlarında banyoları kazanlı idi yine soba yani ennihayetinde, ki 2009’a kadar böyleydi ev değişti belki ama soba oldu yine :). Esentepe mahallesinde anılarım çok orada uzun oturduk yani komşuluk ilişkileri Kocaelinde ki gibi sokak oyunları akşam belirli saate kadar yine vardı. Bunlar çok önemli şimdi 33 yaşındayım geriye dönüp bakınca oldukça değerli ve muhim konu olarak değerlendiriyorum hayatımda.
Varlık-Yokluk Arası
İlk yurtdışı seyahatim ve ilk ziyaretim olması ile mutluyum. Buralarda bizlere bahşedilen duygu his anlayış idrak edindiklerimizi devam ettirmek yeni bir görev oldu bizlere. Ben kendi başıma gitme imkanım oldu bir gruba yazıldım ama kendim keşfettim gezdim öğrendim Rabbimizin isteği ve yardımıyla elhamdülillah. Bu zamana kadar dünya nedir pek bilememişiz ve görememişiz. O sebeple çok şey değişti içimde dışımda çokça hamd olsun rabbimize. Müslümanlarla bir bağ oluştu yeni bir bağlanış oldu kendi içimde farklı bir zaman diliminde gitmek nasip olduğu için bazı hallere kavuşmak nasip oldu. Mümince yaşayıp ölebilmek isteyen hassas yürekli güzel kardeşlerim imkan arayın ve tez elden ulaşın buralara. Esselamü-aleyküm.

Bisiklet Sevgisi
Bisiklet, çok uzun zaman sonra hayatımda olması gerektiğini fark ettiğim icat. Uzun süre fitness ile ilgilendikten sonra pandemi ile bıraktığım ve uygun koşullar oluşturamadığım için devam edemediğim zamanlarda bisiklet hayatıma girdi ve gerçekten ilaç gibi geldi. Bisikletin kazandırdığı güven duygusu bana çok şey katıyor. Uzun bir macera yakında olursa şaşırmam, epeydir hareketsizim ve bu birikmiş güç bıkkınlık getirmiş hareketsizliğin getirdiği patlamayla uzun yollara çıkma isteğim var.
Bisiklet sürmek, özgürlük ve keşif duygusunu hissetmenin en güzel yollarından biridir. Pedalları çevirdikçe, rüzgar yüzünüzde hissedilir ve sıradan bir yolculuk, heyecan verici bir maceraya dönüşür.
Bisiklet sürmek, sadece bir spor değil, aynı zamanda bir yaşam tarzıdır. Pedalları çevirmek, bedeninizi ve ruhunuzu yeniler, doğayla bütünleşir ve sizi yeni maceralara sürükler. Bu nedenle, bir sonraki maceranızı planlarken, bisikletinizi yanınıza almayı unutmayın ve sizde hayatı pedallar arasında keşfedin.
“The bicycle is a curious vehicle. Its passenger is its engine.” Bisiklet merak uyandırıcı bir araçtır. Yolcusu, aynı zamanda motorudur.
Yeşil Sevgisi
Doğayı ve tabiatı seven biri olarak, doğanın güzelliklerini keşfetmek ve onunla bütünleşmek benim için adeta bir tutkudur. Doğanın sessizliği ve derinliği, ruhumu dinlendirir ve huzur bulmama yardımcı olur. Her ağaç, her çiçek benim için birer sanat eseridir ve doğanın dengesi içinde var olmanın önemini her zaman vurgularım. Doğayla iç içe olmak, insanın gerçek özüne ulaşmasını sağlar ve bu nedenle doğa benim için bir öğretmendir. Her ağaç gibi köklerimi derinlere salar, her çiçek gibi güzellikleri paylaşmayı amaçlarım. Doğa sevgisi ruhumu besler ve hayatımın anlamını şekillendirir.
Kuran’da doğanın yaratılışındaki mucizeleri ve insanın doğayla olan ilişkisini vurgulayan ayetlerle desteklenir. Allah’ın yarattığı her şeyin bir hikmeti olduğu ve insanın doğayla uyum içinde yaşaması gerektiği vurgulanır. Örneğin, Rahman Suresi 10-13. ayetlerde doğanın yaratılışındaki denge ve güzellikler anlatılır. Ayrıca, Bakara Suresi 164. ayette de doğadaki ayetlerin düşünülmesi ve Allah’ın varlığının izlerinin doğada görülmesi gerektiği belirtilir. İslam, insanı doğayla uyumlu bir şekilde yaşamaya teşvik eder ve doğanın korunmasını önemser
Kuran Okumak
Kuran, Allah’ın kelamı olarak kabul edilir ve onun mesajlarını anlamak, Müslümanlar için hem dini bir sorumluluk hem de manevi bir zenginlik kaynağıdır.
Manevi Zenginlik: Kuran, Müslümanlar için manevi bir rehberdir ve onlara günlük yaşamlarında ilham verir. Onun okunması, kalpleri huzurla doldurur ve ruhsal bir tatmin sağlar.
Bilgi ve Anlayışın Artması: Kuran, insanlara hayatın anlamı, amacı ve doğru yolu hakkında rehberlik eder. Onu okumak, insanların daha derin bir anlayışa sahip olmalarını sağlar ve Allah’ın emirlerini daha iyi kavramalarına yardımcı olur.
Ruhsal Arınma ve Huzur: Kuran okumak, zihni ve ruhu arındırır. İnsanları stresten uzaklaştırır, iç huzuru artırır ve ruhsal bir denge sağlar.
Moral ve Motivasyonun Güçlenmesi: Kuran, insanlara cesaret ve moral verir. Zor zamanlarda veya hayatın zorluklarıyla karşılaşıldığında, Kuran’daki mesajlar insanlara güç ve dayanıklılık kazandırır.
Dua ve İbadet Pratiği: Kuran okumak, aynı zamanda dua etmek ve ibadet etmek anlamına gelir. Müslümanlar için Kuran, Allah’a yakınlaşmanın bir yolu olarak kabul edilir ve onun okunması dua pratiğini destekler.
Toplumsal Etkileşim ve Paylaşım: Kuran okumak, aynı zamanda toplumsal bir etkileşim ve paylaşım aracıdır. Gruplar halinde yapılan Kuran okuma etkinlikleri, insanları bir araya getirir ve dini birlik ve dayanışmayı güçlendirir.
Sonuç olarak, Kuran okumak, Müslümanlar için sadece bir ibadet değil, aynı zamanda manevi bir deneyimdir. Onun mesajlarını anlamak ve yaşamla ilişkilendirmek, insanların ruhsal ve zihinsel gelişimine katkıda bulunur ve Allah’a daha yakın bir ilişki kurmalarına yardımcı olur. Bu nedenle, her Müslüman için Kuran’ı düzenli olarak okumak önemlidir ve bu pratik, dini hayatlarının merkezinde yer almalıdır.
Tefekkür Etmek
Tefekkür, derin düşünme ve içsel bir muhasebe sürecidir. Genellikle, bir konu veya durum üzerinde derinlemesine düşünmek, onu anlamaya çalışmak ve içsel olarak değerlendirmek anlamına gelir. Tefekkür, zihinsel bir süreç olduğu kadar ruhsal bir boyutu da olan bir pratiktir. İnsanlar, tefekkür yoluyla hayatlarının anlamını sorgular, manevi bir deneyim yaşar ve içsel bir gelişim sürecine girerler.
Tefekkür, çeşitli konuları düşünerek, derinlemesine anlamaya ve kavramaya çalışmayı içerir. Kişi, çevresindeki olayları, ilişkileri, doğayı veya kendi düşüncelerini ve duygularını gözlemleyerek tefekkür edebilir. Bu süreçte, insanlar hayatın derinliklerine inebilir, kendi inançlarıyla yüzleşebilir, içsel barışı bulabilir ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunabilirler.
Tefekkür aynı zamanda manevi bir pratiği de ifade eder. Birçok din ve felsefi öğretide, tefekkür, insanların yaratıcıya yakınlaşmalarına, hayatın anlamını araştırmalarına ve içsel olarak büyümelerine yardımcı olmak için önerilir. Bu bağlamda, tefekkür, manevi bir derinlik kazanma ve ruhsal bir deneyim yaşama sürecini ifade eder.
Sonuç olarak, tefekkür, derin düşünme ve içsel muhasebe sürecidir. İnsanların hayatın anlamını sorgulamalarına, kendi düşünceleri ve duyguları üzerine yoğunlaşmalarına ve manevi olarak büyümelerine yardımcı olur. Tefekkür, bireylerin içsel huzur ve manevi zenginlik bulmalarına katkıda bulunur ve yaşamlarını daha anlamlı hale getirir.
